dizeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dizeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Mart 2026 Cuma

HAYIRSIZ MARTI

Sırtında güneşi taşıyan martı
Kanadı değince dalgalara
Bırakıverdi onu suya.
Suda güneş eriyiverdi
Deniz döndü mü altına!
Görenlerin gözleri hırsla parladı
Palas pandıras atladılar suya
Bozdurup satmak için denizi.
İnsanların doluştuğu denize bakınca
Martı şaşırdı, şaşırmasına…
Bir cin fikir de düştü usuna:
Usulca havalandı, kakasını fırlattı
Açgözlülerin kafalarına!
Denizdekiler göğü suçladılar:
“Gökten pislik yağıyor, kaçın!”
Altınlar unutuldu.
Derken güneş battı, martı kaçtı.
Sular karardı, altın kayboldu.  
Kimi bunu ahir zamana,
Kimi de sadece martıya yordu. 
Hayırsıza, uğursuza çıktı adı. 
Oysa martı hep martıydı.
İnsanlardı kanadına altın konduranlar.
İçindekini dışına bırakınca 
Martılığını hatırladılar.

Sevgi Gökçe

19 Ocak 2026 Pazartesi

Kan Çeşmesi

Dur yolcu! 

Kan çeşmesinin başında

Hele bir soluklan. 

Seyret geleni gideni. 

Sonra yıka ellerini ve bak:

Kader çizgilerin yol yol olmuş.

Nasıl da içleri kanla dolmuş!


Kimsesizlerin kimsesiydi Cumhuriyet,

Çocuklarını korurdu

İki eli kanda olsa!

Şimdi kucağındakilerin iki eli kanda.

Ve o eller çocukların yakasında.


Dur yolcu! 

Hele bir soluklan. 

Kan çeşmesinin kursağında gör anneleri:

Bağlayacaklar örtmeler ve mendillerle,

Durduracaklar akan kan selini.

Ve diriltecekler kimsesizlerin kimsesini.


Sevgi Gökçe

23 Aralık 2025 Salı

Cemre gibi

Sürülmüş tarlalar gibi gönlümüz

Sevinç gözyaşlarıyla ıslanacak.

Kış kışlığını yapmadı ya

Belki aniden düşüverir bir cemre!

İlk önce toprağa iner.

"Ah!" deriz "Sırayı şaşırdı cemre!"

Nasıl olur? 

Derken... Tuncay Öğretmenim bulunur.

Gökte ararken yerde! 

 

NOT: Bu şiiri bir haftadır kayıp olan Türkçe öğretmeni Tuncay Arslan hocamız için yazmıştım. Yazdıktan birkaç saat sonra naaşı bulundu. Allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun.

19 Nisan 2025 Cumartesi

İki Nefes

Buyur gözlerim:

Kana kana iç

Mavi pınarından göğün.

Her nefes nasıl derin

Genişlerken göğsü ufkun.

 

Buyur gözlerim:

Yana yana iç

Kan ırmağından yerin.

Her nefes nasıl hazin

Ateşlerken silahlarını zulüm.

 

Haber bültenleri:

Tutulmamış yasların bekçisi.

Çoktan kovulmuş tanrılar mabetlerden.

Çocuklar, reklam arası bir damla gözyaşı;

İnsanlık, ekranların kıyısında sadaka taşı.

 

Ama gün olur, rüyalar arşa çıkar:

Devirir kemikten tahtları, üfler külden sarayları!

Yerleşir dudaklara

İki nefes arası

Zincirleme barış tamlaması!



Sevgi GÖKÇE

ETOS Barış Temalı Ulusal Şiir Yarışması 1. Mansiyon Ödülü (2025)

28 Ocak 2024 Pazar

Okuyana Övgü

Hamlet ve çocuk

Kulaklardı önce seslere kendini veren

Gözler boşluğa dikilirken.

Sahi neydi o çıtırtı kâğıt üzerinde

Eller kalemle dans ederken?

 

Kitaplar, tabelalar, ekranlarda akan yazılar…

Çağırıyorlardı onu ama nereye?

Bilinmez bir ordunun neferleriydi harfler

Yorulmaksızın geçit resmi yaparken.

 


İstiridye açılıp da fırlatıverince incisini okul yollarına

Harflerin geçidine eşlik eder oldu küçük kız.

Çantası, matarası, defteri, kitabı tastamam

Katıldı eğitim kıtasının uygun adım günlerine.

 

Her harf bir ses vaat etti, sesler söze evrildi.

“Önce söz vardı!” diyen de oldu, “Oku!” diye emreden de.

İki kapağın arasında karanlıkta kalan nice kelamı

Bir çift el havalandırdı, bir çift göz ışıtmaya yetti.

 

Artık küçük kızı bekliyor kâğıdın üstündeki serüvenler

O doymak bilmez bir iştahla hecelerken.

Doğru okuduğu her kelime bir zafer,

Her cümle bir sonrakini tutuşturan domino taşı.

                                                                                                              SEVGİ GÖKÇE

24 Kasım 2023 Cuma

Kasımın 24’ü

 

Kış ortasında

Bir çiçek sağanağı

Kasımın 24’ü


Başöğretmenin kara tahtasından

Çocukların avcuna 

Dökülüveren harflerin taç yaprakları


Benimse üstüme yağan sohbetler

Babamla her kelimenin hakkının verildiği

Geceden sabaha doğru uzanan


Şimdi rüyalar tamamlıyor eksik kalanı

Bugün dalıp gitmelerim ondan

Sabahtan geceye doğru uzanan


Kış ortasında

Bir düş sığınağı

Kasımın 24’ü


Öğretmen babanın öğretmen kızı

Sınıflara giriyor kolunda babası

Yakasında geceyi sessizce bekleyen bir çiçek

12 Ocak 2023 Perşembe

Karşılaşmalar

Balın telaşındaki arı

Açışın telaşındaki çiçekle

Karşılaşırsa

Öncelik kimindir?


Sıcağın telaşındaki güneş

Yağmurun telaşındaki bulutla 

Karşılaşırsa

Öncelik kimindir?


Aferin telaşındaki çocuk

İş telaşındaki anneyle

Karşılaşırsa

Öncelik kimindir?


Susuşun telaşındaki dudak

Sözün telaşındaki gözle

Karşılaşırsa

Öncelik kimindir?


Akışın telaşındaki hayat

Bitişin telaşındaki ölümle

Karşılaşırsa

Öncelik kimindir?


SEVGİ GÖKÇE


18 Aralık 2022 Pazar

Nilüfer Hoca'nın ardından

Erken giden her fâninin ardından gitmek için sırasını bekleyen diğer fânilerin davranışlarını biz de sergiledik. Vefat haberini alınca sarsıldık, sonra gözümüzün önünden gidenle ilgili görüntüler geçti, kulağımıza onun sesi çalındı. Ardından… yerine getirmemiz gereken görevlerimiz ve sınıflarda bizi bekleyen öğrencilerimiz olduğunu hatırladık. Anlatılacak ne çok tense vardı. Geçmiş zamanı yâd etmek için past tense, geleceğe dair umutlarımızı dillendirmek için future tense. Ama bir dakika! Ölüm de var! O halde şimdiki zamanı anlatmalıydık çocuklara. Geçmiş çoktan atına atlayıp gitti. Gelecek desen, Özdemir Asaf’ın dediği gibi “yarın yok ki”. Olmuş ve olabilecek arasında sallanıp duran bir sarkaca benzeyen yaşamımızda şimdiki zamanın kıymetini bize hatırlatanın sevdiğimiz insanları yitirmek olması acı geliyor bana.

Süresine çoktan karar verilmiş bir ömrü yaşıyoruz ve sonunu hepimiz bildiğimiz halde şaşkınlığımız ve hüznümüz erken gidenlere... Bu şaşkınlık ve hüzün bulutlarının arasında ben Nilüfer Hoca'yı, insanın içini okuyormuş gibi bakan siyah gözlerinden sızan ışıltı ve ince bir zekânın bilediği esprileriyle hatırlayacağım. Güle güle hocam...

Esmer bir karanfilmişsin sen
Toplantıları dolduran
Yorgun çehrelerin yakasına
Hınzır bir nükteyi kondurup
Güldü gülecek

Esmer bir karanfilmişsin sen
Cami avlusunu dolduran
Üzgün çehrelerin yakasına
Güzel suretini iliştirip 
Düştü düşecek

19 Haziran 2017 Pazartesi

1 yıl oldu bir minik İnci tanesi yeryüzüne düşeli

İçimdeki istiridyede
Besleyip büyütüp
Doğumuyla gönendiğim,
Varlığıyla kıvandığım,
Biricik kızım
İncime...
Dolunay, bebek yüzünü okşamış.
Gece, saçlarını taramış. 
Kelebekler, kaşının ipeğini dokurken
Kirpiği onlara upuzun selam durmuş. 

Gözleri uzak siyah yıldızmış,
Annesine bakarken ışıldarmış.
Sözcüklere henüz alışmamış dudakları 
Bir gülümsemeyle bin neşeyi cıvıldarmış.

Tanrı, o sessiz şair, ruhuna üflemiş dizelerini,
Yazmış yazısını, çizmiş yolunu kızımın.
Annesi ninnilerle avuttuğunu sanadursun,
İnci, rüya denizlerine çoktan yelken açmış...