6 Mayıs 2026 Çarşamba

Musk ve mahdumlarının distopik lokantası: Since 2022

Yıllar önce, yani Elon Musk Twitter’a el koymazdan önce orada bir hesabım vardı. Günlük hayatımızdaki ruh hastaları yetmezmiş gibi, Twitter’da insanı dert babası yapan akış yüzünden zihnime her gün hatırı sayılır miktarda zehir zerk ettiğimi hissettiğimde hesabımı kapattım. Çılgın kalabalıktan uzaktım, kafam rahattı. Elon Musk 2022’de satın aldığı cikcik platformuna adeta bir esnaf lokantası devralır gibi kendi mahdumunun adını, yani X’in adını verdiği günde de Twitter’ı çoktan terk etmiş olduğum için kendimi bir kez daha için için kutladım.


Gelgelelim kitap yayımlama ve duyurma işleri hâsıl olunca yine sosyal medyaya işim düştü. Ancak bu kez dümeni Instagram’a kırmalıydım. Zira burası görselliğin bininin bir para ettiği bir panayır yeriydi. Paylaşım yapan herkes elinde ne varsa burada gösteriyor, hatta para ediyorsa pazarlayıp satışa sunuyordu. 


Zaman içinde anladım ki, suratsızlığından dolayı terk ettiğim Twitter bir distopya olduğu kadar, eğlence mekânı gibi cilalanan Instagram da ayrı bir distopyaymış. Tahmin edeceğiniz üzere, Twitter “1984” ise Instagram “Cesur Yeni Dünya”dır benim için. Yani Twitter zifiri karanlıksa Instagram güneşe durmaksızın bakarak gözümün kararması gibi. Burada eğlence, kahkaha ve kutlama bol görünüyor; ama bu keyif veren algoritma yaşama doludizgin katılmamı bazen sekteye uğratıyor. Kişiye özel algoritma, kişiye özel atlıkarınca gibi. Yoğun ışıklar ve melodilerle habire dönüp duruyor… Üstelik burası, içimdeki obur bilgi canavarına da ağız sulandıran sonsuz bir şölen sunuyor. 


Şölen olmasına şölen ama, kitaplardan ve gerçek yaşam deneyimlerinden edindiğim lezzetten bir farkla: Burada yalnızca paketli ve çabucak bitiveren ama feci bağımlılık yapan gıdalar var! Ancak şimdi kalkıp da bu sanal sofranın iştah açan nimetlerinden faydalanıp “Ah keşke eskiye dönsek” diyecek halim yok. “O zaman neden burada yazı yayımlıyorsun? Git bir papirüs bul, onun üstüne yaz!” derler adama.


Gerçek dünyanın bir distopyası varsa o da Fahrenheit 451’dir. Fahrenheit 451, adını kitapların yanma derecesinden alan bir distopik roman. Romanda kitaplar yasaklanır ve yakılır, hakikat bükücüler sahnededir. İşte bu yangın yerinde bugünün düşünen insanına düşen, bizden önceki pek çok tarihi şahsiyet gibi kendi ütopyamızı kurgulamak, yazmak ve oynamaktır. Dünya bir oyun sahası olduğuna ve bu saha ölümlü Musk ve mahdumlarına kalmayacağına göre… 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder