Yaşadığımız her olay keşke sloganlardaki gibi mutlu sonla bitse! Örneğin "Direne direne kazanacağız!" gibi. Ben de kızıma tablet almamak ve onu ekrana maruz bırakmamak için onca zaman direndim, direndim… ama kazanamadım.
Tıpkı emzik verme-vermeme ikilemi arasında kalan bir annenin, uykusuzluğun ısırgan otlarıyla bezeli kucağında insanlıktan çıkınca, ağzının karanlık boşluğunu dolduracak bir cisme aç bebeğini emzikle buluşturması gibi.
“Madem çocuk istiyor, ver tableti geç! Çağ teknoloji çağı” diyenler çıkacaktır ama evladım için kazın ayağı öyle değil. Aşağı baksam atipik otizmle tokalaşıyorum, yukarı el sallasam "göklerden gelen bir karar" DEHB adeta harf harf tepeme iniyor! Anlayacağınız, benim iki kez düşünmem lazım!
Gelgelelim kızım, bir ağaçkakan kararlılığıyla kafatasımı yorulmaksızın gagalayarak orada bir delik açıp başımın etini yemeye kararlıydı. Çocuklarına tablet verdiği için kızımın gözünde hayır hasenat yaptırmışcasına yücelmiş annelerle kıyaslana kıyaslana lime lime edilmiş bir anneliğim vardı. Ona göre, tablet almadığım için anneliğimin üstü başı dökülüyordu, perperişandı.
Bu perişan vaziyette düşüne taşına eski inat hikayelerim ve yenilgilerim aklıma geldi. İçimdeki nöbetçi pedagogu kışkışladım ve kızıma tablet alma kararımı açıkladım. İlk sorduğu soru (Google’ı kastederek): "Gogullu olcak di mi?" Evet kızım, hem de Yukarı Gogullu Köyü'nden!
Artık kızım, belirlediğim kısıtlı bir zaman diliminde Gogullu Köyü'ne, yani tabletine gidip belli eğitici oyunlar ve çizgi filmler çeşmesinden testisine doldurup evine döner oldu. Elbette onun hayalindeki Gogullu Köyü ziyareti, çeşme ziyareti kadar kısa değildi. Tadı damağında kaldığı için yine bana kızdı.
O bana kızınca hemen aklıma kışkışladığım içsel nöbetçi pedagogum geldi! Fakat o beni terk etmişti ve dertli başımı sinesine yaslayıp akıl alacağım biri yoktu artık! Ben de yeni bir ebeveynlik yöntemi icat ettim: Y.S.A. (Yaradana Sığınan Annelik)
Y.S.A. her annenin kendine özgü anneliğini ve otoritesini tanır. Evladı biricik olanın kendisi de biriciktir ve yaşamdaki tek rolü de annelik değildir.
Y.S.A. derdine derman bulamayan annenin çırpınış zamanlarında delirme hakkını saklı tutar.
Y.S.A.’nın takım çantasında pedagojik bilgiler olduğu kadar annelik sezgileri de bulunur. Hatta daha da fazla!
İşbu Y.S.A, Sevgi’nin zor anlarında göğe bakarak “Sana geliyorum Allahım” refleksinden ortaya çıkmış olup hiçbir kişi ve kuruluşa mal edilemez. Sevgi dışında kimsenin yarasına merhem olma iddiası bulunmamaktadır.
Bir gün yolunuz, evladınızın peşinden Gogullu Köyü'ne düşer ve orada karşılaşırsak ben de şahsınıza münhasır ebeveynlik yönteminizi dinlemek isterim. Buluşma yeri: çeşme başı.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder