Az önce belirttiğim üzere rüyamda beni şaşırtan, bu uçuk isteğimi itirazsız yerine getirmendi. Ne de olsa kulağına her konanı kolay kabullenmeyen bir yapın var. Hatta hakikate körleşecek kadar! Örneğin, annemin seni o kadar uyarmasına rağmen inadın inat başının üstünde taşıdıkların neler yaptılar bir bilsen! Nelere şahit olduk!
Annemden bahsetmişken, annem uzun süredir bizimle kalıyor. Sevimli bir dünya kurduk kendimize. Arada onunla itişiyorum. Ayrı ormanların insanları olduğumuz için, kanunlarımız da farklı. İşte böyle anlarda bana arka çıkmanı çok özlüyorum. "Karışma Sevgi'nin işine yav! Benim kızım ne söyleyeceğini, ne yapacağını çok iyi bilir!" diyen kükreyişin lazım bana. Eh, sen olmayınca ben de kendi işimi kendim görüyorum.
İlk torunun olan kızım, okul yollarını tepmeye devam ediyor. Bu yıl 3. sınıfta. Harıl harıl yazı yazıyor ve resim yapıyor. Ona iki torun daha eklendi. Biri erkek, biri kız. İsimleri gibi kendileri de o kadar güzel ki. Görseydin kesin "Şunlara bak! Küpecik!" diye severdin ikisini de.
Bana gelince... Şifa umuduyla seninle beni yollara düşüren hastalığım, kimliğimin ayrılmaz bir parçası artık. Ondan ilhamla yazı yazmaya, gözlem yapmaya ve dinlemeye daha fazla ağırlık verir oldum. Rahatça konuşamıyorsam gözüm kör, kulağım da sağır olmadı ya! Ayrıca sana bir müjdem var: Yine kendim ve kızımın yaşadığı acıları bal eyledim ve onlardan çocuk kitapları devşirdim. Yayımlandığı zaman, öykülerim çocukların minik ellerinden ve gözlerinden hayatın akıp giden kanına karışacak.
Vefatından sonra geçen zaman içinde bazı hayallerime kavuşamadım, bazılarını da hayalini dahi kurmadığım halde hayat önüme getirdi. Mesela iş değiştirdim. Öğretmenlik sanatına delicesine bağlı kızının marifetine inanabiliyor musun? Artık "okula" değil; "işe" gidiyorum. Yine üniversitedeyim; ama ders anlatmıyorum. Yine öğrenciler var yanımda; ama onlara İngilizce öğretmiyorum. Bu değişikliğe giderken, yılların alışkanlık zincirini kıracağımı ve rahatımı biraz bozacağımı kestirmekle birlikte bunun bana iyi geleceğini seziyordum. Tebdilimekânda ferahlık olduğunu bu vesileyle doğrulamış oldum. Yıllardır aynı saatlerde derse girip çıktığım dostlarımdan ayrı mesaiye başlamak, eski odamın insanı inzivaya davet eden sessizliğinden sonra yeni ofisin bitmeyen konuklarını ağırlamak ve tanıştığım eşsiz insanların aynasında kendimle de tanışmak içimdeki Sevgi'nin gergefine yeni motifler nakışlamak gibi oldu.
Son olarak, arabamla trafiğe her çıktığımda ve sağ salim evime döndüğümde önce Yaradana şükrediyor, sonra sana hayır dua ediyorum. Bana araba sürmeyi öğretmek için az kavga vermedin! Direksiyona dokunur dokunmaz elleri terleyen ve seyir halindeyken kalbi emniyet kemerini delip ön cama yapışacakmış gibi çarpan Sevgi şimdi vızır vızır araba kullanıyor! Arabamın rengini sorarsan: beyaz. Pembeye boyatmayı hiç düşünmüyorum.
Madem boyatmayacaktın ne demeye beni çağırdın diye söylenirsen... Aslında seni hep çağırıyorum da, araba bahane...

